Hande mi yener, Funda mı arar hayır Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i Bayar, bu geyiye dayanamayan Ferhat göcer, yıllar sonra bunlar tarih olur, o tariHi de Gönül yazar, Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur
Büyük buzdolabının önünde genç bir kız duruyordu. Boyu aşağı yukarı bir yetmiş beşti, dümdüz mokasenlere rağmen. Açık pembe organzeden elbisesi belden dizkapaklarına kadar konik iniyordu. Bacakları birer şaheserdi.
Altın rengi parlak saçlarının ortasında dünyanın en nazik, sevimli çehresi gülümsüyordu. Seventeen'in kapağından inme bir resimdi ve herkes bu resmi seyrediyordu. Kız ise camın arkasından istediği pastaları gösteriyordu. Bir kelime bile Türkçe bilmiyordu. Kovboy filmlerinden 'yap, okay' gibi kelimeler belleyenler, kızın etrafında pürtelaş tercüman kesilmişlerdi.
Seventeen'in kapak resmi, istediklerini kolayca aldı, aldanmadan parasını ödedi, ifadesi imkansız bir gülümseyişle, ömründe hiçbir müşteriden bir teşekkür ifadesi duymamış çırağa 'Thank you.' dedi, gidip kaldırımın kenarında bekleyen spor arabaya bindi, çalıştırdı.
Bütün bakışlar onu uğurladı. Ağır sessizlik içinde, birisi mırıldandı. 'Yeni gelen Amerikalılar...' 'Diplomatın kızı değil mi? ' 'Diplomat mı, Marshall teknisyeni mi? ' 'NATO albayı imiş dediler